GİRİŞİM SERMAYESİ UYGULAMALARI

Her geçen gün daha fazla girişim sermayesi yatırımcısı, Türkiye’yi büyüme potansiyeline sahip ender yerlerden biri olarak görmekte ve burada yatırım yapmakla ilgilenmektedir. “BRIC” (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ülkelerinde yatırım yapmaya ilişkin en son küresel tez artık Türkiye’nin de eklenmesiyle “T-BRIC” halini almış görünmektedir.

Girişim sermayesi yatırımcıları genellikle fikirlere veya erken aşamadaki bir işletmeye yatırım yapmazlar. Bir yatırım yapmayı düşünmeden önce, şirketin 3-10 yıllık operasyonu kapsayan iyi ve kanıtlanmış bir geçmişi olmasını beklerler. Girişim sermayesi genellikle büyüme için kullanılır. Bu nedenle, bu tür fonlardan yararlanmak isteyen şirketlerin açık bir büyüme stratejisi olmalıdır. 

Girişim sermayesi dünya çapında yüksek riskli yüksek getirili bir varlık sınıfı olarak görülür. Bu yatırımcılar bir şirkette genellikle 2-7 yıl arası kalırlar ve sonra çıkarlar. Girişim sermayesi yatırımcılarının getiri oranı ile ilgili beklentileri özellikle gelişmekte olan piyasalarda yıllık %18-35 arasında, hatta üzerinde değişir.  

Girişim sermayesi fonlarının kaynağı genellikle alım gücü yüksek yatırımcılar, emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve belirli bir dereceye kadar bankalardır. Bu kişiler ve kuruluşlar genellikle fonlarının bir kısmını girişim sermayesi yatırımlarına tahsis eder ve bu miktarı yüksek getirili yatırımlar yapmaları için deneyimli yatırım yönetimi şirketlerine verirler. Bu şirketler, yatırımcılarının istekleri doğrultusunda yüksek getirili yatırım fırsatları ararlar. 

 

Yatırımcılar paralarını belirli bir sektöre veya sektörlere (örn., telekom, IT, imalat), belirli bir bölgeye (örn., Orta ve Batı Avrupa) veya arzuladıkları getiriyi sağlayacak herhangi bir fırsata aktarır. Fonlar yatırımcılardan  genellikle belirli bir süreliğine toplanır ve bunların belirli bir zaman aralığı içinde bir yatırıma aktarılması ve bu yatırım tercihinden çıkış yapılması gerekir. Örneğin, 7 yıllığına alınan 100 milyon ABD doları tutarındaki bir fonun bu dönem içinde bir yatırım aracına koyulması ve tercihen istenilen getiriyle birlikte 7 yılın sonunda yatırımcılara dağıtılması gerekir. Yatırım yönetimi şirketleri getirilerini fon yönetiminden sağlar; bu da fon büyüklüğüne göre yıllık %1,5-2 aralığındadır; ayrıca fonun getirisinden de genellikle %20 komisyon alırlar. Bu paya “taşıma” (carry) denir. 

 

Bir yatırım yönetimi şirketi fonundan Türk şirketine yatırım yapıldıktan sonra, mevcut hissedarlardan belirli haklar istenir. Bu haklar, azınlık veya çoğunluk yatırımcı statüsünde bulunmaya bağlı olarak değişir. Yatırım azınlık bir yatırımsa, yatırımcılar genellikle sessiz veya pasif kalır. Ancak, sessiz veya pasif terimi genellikle bloke edici bir gücü içerir. Genellikle, stratejik operasyonel ve yönetime ilişkin kararlarda imza yetkisi ile birlikte yönetim kurulu düzeyinde temsil edilirler ve bununla sınırlı olmamakla birlikte doğru raporlamanın da sağlanması için üzerinde anlaşılan bir CFO’yu (Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı) atamayı tercih ederler. Eğer çoğunluk elde edildiyse, şirket tamamen yatırım yönetimi şirketi tarafından yönetilecektir. Yönetim kurulu üyeleri, CEO (İcra Kurulu Başkanı) ve üst düzey yönetim genellikle yatırım yönetimi şirketi tarafından atanır veya mevcut yönetim, onlar tarafından belirlenen yeni kurallara tam olarak riayet etmeye başlar.   

 

Bir Türk şirketi bir yatırım yönetimi şirketi ile temas ettiğinde genellikle şu iki durumdan biri gerçekleşir: 

1.  Şirket, bu tür bir yatırım yönetimi şirketi ile ilk kez görüşüyorsa ve girişim sermayesi dünyasını iyi anlayan iyi bir kurumsal finansman danışmanı yoksa, durum genellikle hoş olmayan bir deneyime dönüşür ve konuşma çok fazla sürmeyebilir. Girişim sermayesi yatırımcısının beklentileri bilinmediği için gerçekleşebilir bir yatırım olanağı bulunsa dahi olumsuz bir sonuç ortaya çıkabilir. 

2.Şirket, girişim sermayesinden yararlanmak için hazırlıklıysa, iyi bir kurumsal finansman danışmanı varsa veya girişim sermayesi dünyasındaki ortaklıklardan yeteri kadar deneyim sahibiyse, görüşmeler son aşamaya kadar iyi gider. Beklenmedik herhangi bir yasal ve/veya muhasebeden kaynaklanan olumsuz bir durum due diligence (detaylı inceleme) sırasında ortaya çıkmazsa veya politik veya ekonomik endişeler gibi herhangi bir makro konu belirmezse ve bu endişeler ülkeye yatırım yapmamak konusunda belirleyici bir faktör olmazsa, ortaklık genellikle gerçekleşir.  

 

Girişim sermayesi yatırım yönetimi şirketlerinin stratejik yatırımcılar olmadığı unutulmamalıdır. Başka bir deyişle onlar işletmeyi yönetimin bilebileceği şekilde bilemezler, paralarını üzerinde anlaşılmış bir plana göre şirket yönetiminin şirketi yönetmesi için yatırırlar.  Dolayısıyla, şirketler görüşmelere başladıklarında, şirkette iyi ve güvenilir bir yönetim takımının olması çok önemlidir. 

 

Girişim sermayesini çekme fırsatı, şirketin aşağıdakileri yerine getirmesi durumunda önemli oranda artar:  

            • İyi ve yetkin bir yönetime sahip olduğunu gösterebilmek, 

            • Bağımsız bir denetim firması tarafından  denetlenmiş en az 3 yıllık mali  tablolara sahip olmak, 

• En az 5 yıllık net ve ayrıntılı iş planına sahip olmak. 

 

Türk şirketleri, yatırım yönetimi şirketleri ile yapacakları ortaklıklarda genellikle iki temel endişe taşır: 

 

Şirket Değerlemesi Nasıl Olacak: Şirkete ilişkin değerleme  çoğu ortaklığın kesildiği veya sonlandığı alanlardan biridir. Son birkaç yılda, Türkiye’nin risk primi azaldığı ve borsa önemli ölçüde arttığı için şirket değerlemeleri AB düzeylerine erişmeye başlamıştır ve belirli bir değerleme üzerinde uzlaşmak daha kolay hale gelmiştir. Daha önceki dönemlerde, Türkiye’nin risklerine bağlı olarak, şirketler DCF (indirgenmiş nakit akışı yöntemine göre) değerlemelerinde %20’den daha fazla bir ıskonto oranıyla değerlenmekteydi (muadillerle karşılaştırma esnasındaki düşük katsayıların sözünü etmeye bile gerek yok) ve hissedarlar hisselerini bu değerlemeye göre satmakta isteksiz davranıyorlardı.  

 

Çıkış Halinde Ne Olacak: Yatırım yönetimi şirketleri yatırımda kısa bir dönem kalmakta ve daha sonra şirketten çıkmak istemektedir. Hisselerin değerlemesinden ayrı olarak çıkış planları, anlaşmaların bozulmasına yol açan diğer bir önemli konudur, pek çok işadamı  başlangıçta bu konuyu pek önemsemez. Türk işadamları, yapıları itibariyle yeni işlere adım atarken büyük girişimcilerdir. Ancak, bu işletmelerden 2 ila 7 yıl içinde çıkış yapmak genellikle planlarının bir parçası değildir. Durum bu olduğu için, çıkış mekanizmalarını tam olarak hissedemeyebilir veya  ilgilenmeyebilirler. Girişim sermayesi yatırımcıları şirketleri ya borsada halka açarak ya da bir ticaret satışı yoluyla yatırımdan çıkış yaparlar.

 

Make a Free Website with Yola.